PHILIPS MUHASEBE ELEMANLIĞINDAN YTONG YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞINA....

Benim 40 yılı aşan iş hayatımı, mesleki kariyerime nasıl başladığımı, bugün gelmiş olduğum noktayı paylaşma zamanının geldiğine karar verdim ve bu bloğu oluşturmaya başladım.
Zira benim tam ve gerçekten sıfırdan başlayan, son olarak da "gerçekten" zirveye ulaştığım meslek yaşantımın, beni tanıyan veya tanımayanlarca da bilinmesinin hem benim için gercek bir gurur kaynağı olduğuna, hem de iş hayatlarının başında kendilerine bir yol çizebilmek için kaynak arayanlara, insan kaynakları yönetimlerine, gerçek bir örnek olmanın yararlı olabileceğine inandım.
Evet, ben Fethullah Fethi Hinginar, 1946 İstanbul doğumluyum. Babam ben 6 yaşındayken ölünce, bu yıl kaybettiğimiz annem bizi (4 kardeş), büyükannemizle birlikte, büyüttü, okuttu, yetiştirdi.
İlk okulu Saraçhanebaşı İlkokulunda bitirdikten sonra, Sultanahmet Ticaret Ortaokuluna (o zaman sınavla öğrenci alınıyordu) girdim. Ortaokulu Okul 3.sü olarak bitirdim. Derece ile bitirmemin hediyesi olan 3 ciltlik Nutuk hala kütüphanemdedir. Daha sonra Sultanahmet Ticaret Lisesini (ilk 10 içinde) ve 1968 yılında da İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'ni bitirdim. Çok iyi bir temel eğitim aldığmı, İngilizceyi, 10 parmak daktilo yazmayı, steno öğrendiğimi ve muhasebe ve ekonominin temelini bu yıllarda öğrendiğimi söylemek isterim.

Akademi döneminde özel olarak İtalyanca öğrendim. İtalyan Kültür Merkezinde girdiğim sınavla, AIESEC kanalıyla İtalya'da 3 ay Bankacılık stajı yaptım. 1967.
Cassa Di Risparmio Di Lucca - Viareggio, benim için ilk yurt dışına çıkış ve yurt dışında yaşama deneyimim oldu.
Mezuniyetten hemen sonra Yedek Subaylık görevimi Manisa'da yaptım. 1970 yılında terhise yakın, İtalya FIAT Otomobil Fabrikaları yönetimine mektup yazarak kendilerinden iş istedim. Bu tarihlerde Bursa'da TOFAŞ fabrikası açılmak üzere olduğundan beni Bursa'ya yönlendirdiler. Bursa'da İtalyan Genel Müdür ile görüştüm ve terhis sonrası derhal Bursa'da göreve başlamamı istedi. Ancak benim öncelikli hedefim ya yurtdışında bir görev veya İstanbul'da bir büyük kuruluşta çalışmak idi. Yani ilk hedeflerimi o zaman belirlemiştim.
Bu nedenle Bursa görevini kabul etmedim.
Terhis olduktan sonra İstanbul'da 3 ayrı şirkete iş müracaatı yaptım. O zaman işsizlik bugünkü boyutlarda değildi herhalde.... Altınyıldız Mensucat (Boyner Grubu), İş Bankası ve Türk Philips. Her üç kuruluşta mülakata (sözlü sınav) girdim ve üçünden de iş teklifi aldım. Altınyıldız büyük bir "Yerli" kuruluş, Iş Bankası Türkiye'nin en büyük bankası, Türk Philips de Türkiye'deki en büyük yabancı şirketlerden biri. Uzun düşüncelerden sonra Philips'de karar kıldım ve MUHASEBE ELEMANI olarak işe başladım. 

Hollanda menşe'li, uluslararası, elektik, elektronik devi, dünyada 200.000 den fazla çalışanı olan Philips gerçekten de benim mesleğim için müthiş bir eğitim ve gelişme yolunu açmıştı. Philips Türkiye'de radyo, pikap, ampul, buzdolabı, çamaşır makinası üretiyordu. Ayrıca ilk siyah beyaz TV üretimine hazırlanıyor ve tabii urt dışındaki bir çok ürününü de Türkiye'de pazarlıyordu.
Philips'de neler yaptım, neler öğrendim? 
Hem ulusal hem uluslararası muhasebe sistemlerine uygun çalışma, bütçe, mali analizler, raprlama teknikleri, konsolidasyon muhasebesi, düzenli denetim teknikleri. Benim için bir nevi ikinci üniversite oldu Philips. Bir diğer enteresan durum da benimle beraber mezun olan veya daha önce ve daha sonra işe başlayan 4-5 okul arkadaşım ile aynı departmanda olmamızdı. Kısa zamanda ilerledim. 
Önce Muhasebe Şefliği sonra Muhasebe Müdür yardımcılığına yükseldim. Arkadaşlarım ile çalışmaya devam ediyorduk. Benim hedefim Philips'de daha yükselmek ancak sonra da Hollanda merkezde görev alabilmekti. Bu hedefe ulaşmak için epey çaba gösterdim ancak ilerleyen yıllarda Genel Müdür ve üst yönetimde yaşanan değişiklikler bu hedefime ulaşma imkanı vermedi.
Bu arada 1977 yılında 6 aylık bir süre ABD ne gittik. İlk eşimin hastalığı nedeniyle tedavi için uğraştık. Ben bu süre içinde Los Angeles'ta bir bilgisayar kursuna katılarak RPG programlama dilini öğrendim. Zira Philips IBM ile anlaşmış ve bilgisayar sistemlerini kurup işletmeye başlamıştı. Benim de amacım muhasebe ve mali yönetimin gelecekteki uygulamalarında etkin olabilmekti. Bu nedenle de ABD dönüşü Muhasebe Md. yardımcılığı görevime ek olarak IBM departmanı ile Mali İşler departmanları arasında KOORDİNASYON görevi bana verildi. 
Ancak tüm bunlar benim hedefimle tam uyuşmuyordu. Bu nedenle bir yandan da iş aradım. 1978 yılında Türkiye'de yeni kurulacak büyük bir Kimya tesisi yatırımı için yeni kurulan çok ortaklı bir şirketten Mali İşler Müdürlüğü teklifi aldım. Uzun görüşmeler ve değerlendirmeler sonucu iki katı da aşan bir ücret ile teklif edilen işi kabul ederek ayrılma kararımı Philips'e bildirdim. 
Gördüğüm reaksiyon ve ayrılmama karşı çıkılması beni çok şaşırtmasına rağmen kararlıydım. Nihayet ayrılma günü benim için bir veda toplantısı düzenlendi. Ben de heyecanla akşam üstü yapılacak toplantıyı beklerken masama bir zarf geldi. Zarfı açıp okuyunca yaşadıgım şok ve duyguları hatırlarken hala da gözyaşlarımı tutmakta zorlanıyorum. Zira mektup bana hitaben yazılmış ve hemen hemen tüm şirket yöneticileri ve çalışanlarınca imzalanmıştı. Fethi bey diye başlıyordu mektup, hayat sadece iyi bir iş, yüksek ücret ve mevkiden ibaret değildir. İnsan ne kadar sevildiğini bilmeli ve bu sevgi ortamını ve değerini gözardı etmemeli. Biz seni çok seviyoruz ve bizden ayrılmanı istemiyoruz... İşte bu mektup bütün kararlarımı alt üst etmiş ve ayrılma kararımdan vaz geçirmişti. Akşam üstü düzenlenen toplantı da veda değil kutlama toplantısı oldu.....
Ancak yaklaşık bir yil sonra, Philips'de üst yönetim hemen hemen tümüyle değişti ve benim çalışma şevkim yine kırılmıştı. O dönemin en tanınmış araştırma ve danışmanlık kuruluşlarından Poyraz Danışmanlık sahibi, değerli dostum ve ağabeyim Ali İhsan Poyraz beni arayıp Philips'e göre daha küçük ama saygın ve güvenilir bir şirket olan Ytong için Mali ve İdari İşler Müdürü aradıklarını söylediğinde benim ruh halimle uyuştuğunu hissettim ve görüşmeyi kabul ettim. Hayatımda tanıdığım en iyi yöneticilerden biri olan ve maalesef geçen yıl kaybettiğimiz rahmetli Kudret Baban ile görüştükten kısa bir müddet sonra 9.Mayıs.1979 günü Türk Ytong'da MALİ VE İDARİ İŞLER MÜDÜRÜ olarak göreve başladım.
Elektik, elektronik esya sektöründen inşaat sektörüne...
Türk Ytong benim için hayatımda yeni bir dönüm noktası, kariyerim açısından da zirveye tırmandığım yeni bir yolun başlangıcı oldu. Aynı zamanda hayatımın 3. Üniversite süreci....bu süreçte iyi, kötü, tatlı, acı, uzun bir yolda, ama hiçbir zaman ümidim kırılmadan hep daha iyiyi, daha yüksek başarıyı yakalama mucadelesi ile çalıştım.
Ytong bu tarihte Pendik fabrikasında yıllık 180.000 m3 kapasite ile faaliyet gösteriyordu.
Şimdi Ytong'da 33 yıllık sürecin bazı kilometre taşlarını kronolojik olarak özetleyeceğim.
- 1979-1980: Türkiye siyasal, sosyal ve ekonomik açıdan hergeçen gün yeni bir kriz ile yüzyüze. İnşaat sektörü de büyük kriz içinde. Ytong da doğal olarak bu krizden etkileniyor. Zor dönemler... Derken 12.Eylül.1980 İhtilali.... Aynı dönemde tüm ülkede grevler....Eylül.1980 de Ytong da grevde...İşçi Sendikası ile görüşmeleri İşveren Sendikamız ile birlikte yürütüyoruz. 11.Eylül akşamı anlaşmaya varıyoruz ve ertesi sabah sözleşme imzalamak üzere ayrılıyoruz. Ancak sabah ihtilalle uyanıyoruz, sokağa çıkma yasağı ve Skıyönetim her türlü Grevi yasaklıyor. Sıkıyönetim kalkınca biz ilk iş olarak İşçi Sendikamızla verdiğimiz söze sadık kalarak toplu sözleşme imzaladık ve ücret zammını uyguladık. Grevde olan bir çok kuruluş ise grev yasağından faydalandı. Bizim bu davranışımız sonraki bütün toplu iş sözleşmelerimiz iyi niyetimizin bir göstergesi olarak yansımıştır. Bu arada Sıkıyönetim Komutanlığı Toplu Sözleşme imzaladığımızı öğrenince hakkımızda soruşturma açtı. Ben Sıkıyönetim Kurmay Başkanlığına verdiğim ifadede durumu anlatınca bizi tebrik ederek soruşturmayı kapattılar.
- 1985-86: aradan geçen yıllarda Genel Müdürümüz Kudret bey ile çok iyi bir uyum sağladık. Üretim, satış, mali konularda önemli adımlar attık. Kapasitemiz arttı. Ve ben GENEL MÜDÜR YARDIMCILIĞINA getirildim.
- 1990: Yeni bir ekonomik kriz, İran Irak savaşının etkileri.... Kudret beyin ayrılması ve benim GENEL MÜDÜR'lüğe getirilişim.
- 1993: 3 yıl içinde krizle mücadeleden başarıyla geçtik. Kapasite artışı, kalite sistemlerinin iyileştirilmesi, Satış Müdürlüğünün Fındıklı'dan fabrikaya nakli ile yönetim ve şirket içi iletişimin ve verimliliğinin arttırılması.... 
Milli Prodüktivite Merkezi bu yıl yaptığı değerlendirmede beni YILIN İŞADAMI olarak 6 işadamından biri seçti. Alman Ortağımız Ytong International GmbH Türkiye'deki gelişmelerden etkilenerek ortaklık payını %25'e yükseltti. Bu hisse satışından sağladığımız kaynakla Gebze'de kurulan ancak başarılı olamayan Beteks Gazbeton fabrikasını satın aldık.
- 1995-1996: Ytong'un başarısı yeni yatırımların kapısını açtı. Önce Yozgat'ta yatırıma hazırlanırken Şişecam Grubu ile görüşmeleri ilerlettik. Önce Şişecam ile ortaklık düşünülürken sonradan tek başımıza yola etme kararı aldık. Ve Trakya Saray'da yeni ve modern fabrikamızı kurduk. Alman ortağımızın büyük desteği oldu ama asıl başarımız kendi teknik kadromuz ve iyi yönetimimiz sayesinde, öngörülenden çok daha düşük bir yatırım ile ve öngörülen sürede ve kalitede yatırım tamamlandı ve Alman ortaklarımızın da büyük takdirini kazandık.
- 1997-1998: 1997 yılında Türkiye Genç Yönetici ve İşadamları Derneği tarafından TÜRKİYE'NİN EN İYİ 50 YÖNETİCİSİ'nden biri seçildim. Aynı yıl Antalya'lı Yetkili Satıcımız, değerli işadamı (merhum) Mustafa Kıvrak ile birlikte Antalya Ytong'un kuruluşunu gerçekleştirdik. Portekiz'de kurulu Ytong fabrikasını satın alarak Antalya'ya taşıdık ve işletmeye aldık. (Antalya Ytong, Mustafa Kıvrak'ın vefatını takip eden dönemde hisselerin tümü satın alınarak %100 Türk Ytong'un olmuştur.)
Aynı yıllar içinde Gaziantep'li Konukoğlu Grubu ile yapılan ortaklık sonucunda Gaziantep'te de yeni (Trakya benzeri) fabrika kuruldu.
- 2000-2001: Türkiye Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonmik krizine yakalandı. Bu dönem içinde aldığımz tedbirler sayesinde Ytong kriz dönemini biraz küçülerek ama sonrasında daha da güçlenerek atlattı. Bu krizi atlatmakta en önemli husus yönetim olarak gösterdiğimiz açık, güvenilir ve iyi niyetli tedbirleri başarıyla uygulamak olmuştur. Kriz atlatıldıktan sonraki "KRİZİ NASIL YÖNETTİK" konulu bir konferansta da anlattığım en önemli uygulamayı burada da anlatmak isterim.
Kriz ve pazarın daralması nedeniyle kapasitemizi düşürmemiz kaçınılmazdı. Bu durumda işten çıkarmaları minimuma indirebilmek ve çok değer verdiğimiz işgücümüzü kaybetmemek için tüm çalışanlarımızla bir toplantı yaptık. Hepimizin maaşlarımızı kriz süresince indirmeyi ve bu şekilde kıymetli işgücümüzü korumayı hep birlikte kararlaştırdık. Bu kararı bugün dahi işçi, yönetici ilişkisinde karşılıklı güvenin ve birbirine inanmanin güzel bir örneği olarak anmaktayım.
- 2004: Genel Müdür olarak misyonumu doldurduğumu düşündüğümde Yönetim Kurulumuz büyük bir kadirşinaslık ve güven gösterdi ve benim için Yönetim Kurulu üye sayını 9 dan 10'a çıkararak YÖNETİM KURULU MURAHHAS ÜYELİĞİ'ne getirdi.
- 2012: Nisan.2012 tarihli Genel Kurulumuzda Ortaklarımz, Yönetim Kurulunun 10 üyeden 7 üyeye düşürülmesi ile yeni seçilen Yönetim Kurulu Üyeliğine beni de seçtiler. Yeni Yönetim Kurulumuz da ilk toplantısında beni YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI görevine seçti.

İşte 1970 yılında "MUHASEBE ELEMANI" olarak başlayan "Profesyonel" çalısma hayatımda gelinebilecek en üst seviye olan "YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI" na gelişimin hikayesi....
Bu hikayenin arka planında aşağıdaki ilkelerin olduğuna inanıyorum.
- Mutlaka bir hedefi olmak, Ancak bu hedefi hiç bir zaman zararlı bir hırsa dönüştürmemek,
- Her zaman ve sadece doğru olmak, doğruluktan asla ayrılmamak, yalan söylememek,
- Verdiğiniz söze her zaman sadık kalmak,
- Birlikte yola çıkacağınız kişilere, ekibe mutlaka güvenmek ve bunu hissettirmek,
- Hata yaptığınızı farkettiginiz anda hatanızı düzeltmekten asla kaçınmamak, gerektiğinde özür
  dilemenin de bir erdem olduğunu unutmamak,
- Bilgiye, ihtisasa, deneyime saygı duymak, kibirli olmamak,
- iletişime önem vermek, yenilikleri yakından takip etmek ve uygulamaya çalışmak,
- Daima adil ama gerektiğinde zor ve acı kararlar alacak şekilde cesur davranmak..

HERKESE, HER ZAMAN YAPTIKLARINDAN GURUR DUYACAKLARI BİR YAŞAM DİLERİM.....

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Gazeteler